Boşluk
Yataktan çıkmak istemediğimiz günler olur. Hiçbir şey yapmak gelmez içinden, uyumak istersin, bu dünyadan kaçmak hatta kendini kapatmak istersin. Sonra dönüp baktığında fark edersin onu, içindedir. Öylece sessizce seni bekliyordur. Korkarsın ondan kaçmak istersin ama bir gün mutlaka yüzleşmek zorunda olduğunu bilirsin. Ne zamandır ordadır? Neden oradadır? Tüm bu soruların cevabını bilirsin, bilmediğin tek şey o boşluğu nasıl dolduracağındır.
Sonra hiçbir şey olmamış içine hiç dönmemiş gibi çıkarsın o yataktan yeni bir güne uyanır gibi kalkarsın, kollarını açar gerinir yüzünde ki en sahici gülümsemeyle kandırmaya çalışırsın kendini.
Aynadaki yansıman en büyük aldatıcın olur, geçti dersin. Tamam işte, doldurdum o boşluğu ama işte tamda o anda dikkatini çeker gözlerindeki boş bakışlar. Gitmediğinin, senin kendini kandırdığının en büyük kanıtı ile yüz yüze gelirsin. Artık dönüşü yoktur ya o boşluğu dolduracaksındır ya da o boşlukta kaybolacaksındır.
Aslında üçüncü bir yol vardır ama en zor olanın onu seçmek olduğunu bildiğinden seçmek istemezsin. Asıl zor olanın boşluklarını kabul ederek, onlarında seni sen yapan parçaların olduğunu bilerek kucaklamanın hatta sevmenin zor olduğunu bilirsin. Kendinle yüzleşmekten korkmak seni bu noktaya getirmiştir oysa.
Dışardan bakan herkes seni güçlü sanır ama sen bilirsin ne kadar güçsüz olduğunu kendiyle yaşamaya cesareti olmayanın güçlü olma şansı yoktur çünkü bilirsin. İnsanlar yanından geçip ilerlerken sen o boşluğa dönüp durursun onu doldurmak için uğraşır uğraştıkça doyumsuzlaşırsın. Nihayet bir gün o boşluğun değil, doyumsuzluğunun esiri olduğunu anlarsın ama iş işten geçmiştir artık ne gidebilirsin ne de kalabilir. Dönüp baktığında onu doldurmak için ne çok şeyden vazgeçtiğini görürsün kendinden geçmişsindir artık.
İşte o noktada kabul etmezsen kendini bir daha kendin olma şansın olmayacağını anlar yavaş ama sağlam yamalar yapmaya başlarsın kendine, ailem dersin birine bir diğerine arkadaşlarım dersin yavaş ama sağlam adımlarla ilerlemeye devam edersin. Hayatında ki insanlarda senin gibi değişmeye başlamıştır artık. Bazıları senin bu yeni halinden hiç memnun değildir anlarsın ve arkanda bırakırsın onları yaptığın her yama kabullendiğin her boşluk rengarenk çiçeklerle bezeli bir yol açmıştır sana o yolda sekerek yürüyorsundur artık çünkü diğer yolun ne kadar karanlık olduğunu bilirsin bir daha dönmek istemezsin oraya…
Sonra bir sabah yataktan çıkmak istemediğin bir gün olur, bugün de böyle bir gün der, sevgiyle kucaklarsın o anını, o duygunu, çünkü bilirsin boşlukların yoktur aslında onları yaratan doyumsuzluklar vardır.
Hiçbir şey olmamış içine hiç dönmemiş gibi çıkarsın o yataktan yeni bir güne uyanır gibi kalkarsın, kollarını açar gerinir yüzünde en sahici gülümsemeyle geçersin aynanın karşısına gözlerindeki o parlamayı gördüğünde anlarsın hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını artık yalnızca sen varsındır en değerli olanın kendini her şeklide kabul etmek olduğunu içindeki her yamanın renkleriyle var olduğunu anlarsın.
Senin için artık üçüncü yol yoktur gidecek yüzlerce yolun uğrayacak binlerce durağın vardır.

Yorumlar