Asya
Bu defteri en son elime aldığımda ne kadar da umutsuz ve kendime uzakmışım!
“İnanırsan yaparsın diyorlar. Oysa benim ne inanacak ne de savaşacak gücüm kaldı artık. Yorgunum… Bu yolculukta ki tek amacım yalnızca çalışmak ve başarılı olmak olmamalı. Hem zaten başarı dediğimiz şey nedir ki?”
Doğruları yazmışım aslında, öyle hissediyordum en nihayetinde. Şimdi geriye dönüp baktığımda yaptığım hataların beni ben yapmaya giden birer basamak olduğunu anlıyorum. İnsan o basamakları dizmedikçe, yürüyeceği yollara kendi elleriyle taşları döşemedikçe kayboluyor,bulmak için çırpındıkça ziftle kaplanıyormuş. En zoru da o zift parçalarını üzerinden söküp atmaya çalıştıkça daha derinde açtığı yarları kapatmak için giriştiği boş mücadeleden daha fazla hasar ile çıkıyor oluşuymuş.
Oysa şimdi geriye dönüp baktığımda herkesin parmakla gösterdiği biricik hatalarım, hata değil de, nefes almak için açtığım pencerelerimmiş.
Sevmediğim
bir işe ömrümü adayışım kendimi feda edişim ne kadar boş bir çabaymış meğer,
insan kendine değer vermeyince çınlayan boş bir tenekeden farkı
kalmıyor. O çınlamalar ki çığlığa dönüştüğünde çevrendeki kimse senin için
kendi özünden vazgeçmiyor. Senin tek istediğinin bir parça sevgi
oluşu dahi onların umurunda olmuyor.
Daha
sonra fark ettim ki kendine inanmak çokta kötü bir fikir değilmiş aslında madem
herkes bana bir parça sevgiyi bile çok görüyordu belki de ben kendime iyi
gelmeyi öğrenmek zorundaydım. İnsan en çok yarayı kendine açıyor ve günün
sonunda yine yalnızca kendi sarıyordu yaralarını.
Yaptığım şey bir delilikti ama hayatımdaki en büyük iyi ki oldu.
Kararımı
ilk açıkladığım gün evde olanları hatırlıyorum annem fenalaşmış, babam
sakince bir köşede tek kelime etmeden oturmuştu bir süre, sonra tüm içtenliği
ile sormuştu;
“Eminim
baba.” O gün ektiğim ufacık bir tohumdu. Şimdiyse gölgesinde
dinlendiğim dev bir çınar olmuştu. O zamanlar bana bir karavanda yaşamaya
başlayacaksın deseler kahkahalarla gülerdim. Çıktığım bu yolculuk beni özüme
ulaştırdı. Bu dünyada ki en çirkin ve değersiz görünen kömürün
içinde bile bir elmas saklıydı. Hayatım da bir mucize olmadı belki ama
öğrendim ki o çok beklenen mucizeyi insan kendi yaratıyormuş. Kendi
benliğine verdiğin değer ve güvenmiş aslolan.
Ben
değişirsem herkes değişiyor, ben iyileşirsem iyileştirebiliyormuşum. Hayatımıza
kimi çekiyorsak oymuşuz aslında.
Şimdi karşımda batmakta olan güne bakarken şunları yazarak bitirmek istiyorum.
“
Başarısızlıktan korkma! Zaten başarı dediğin şey nedir ki?
İnanırsam olur biliyorum. Hatalarım tek ve biricik
tıpkı başarısızlarım gibi her biri bana özel. Kendime olan
borcumu ödedim. Artık özgürüm..”

Yorumlar