Hayalet
Bu eve gelin geldiği ilk anı hatırlıyordu. Çocuklarının doğumunu da... Ama sonrası kocaman bir sis bulutunun arkasındaydı sanki. Ulaşmaya, o anılara tutunmaya çalışıyor ama başaramıyordu. Bir zamanlar yalının merdivenlerinden inerken cıvıl cıvıl olan bu evin şimdi ürkütücü bir sessizliğe sahip olması canını sıkıyordu. Bir çok şeyi unutmuştu belki ama merdivenlerin tepesinden yükselen çocuk kahkahaları hala kulağındaydı. Yaşına göre herkes iyi durumda olduğunu söylese de o gerçeği biliyordu. Herkes onun göçüp gitmesini bekliyordu dört gözle. Geride bırakacağı miras şimdiden herkesin ağzının sularını akıtıyordu. Altın varaklı aynanın önünde durduğunda zevkle gülümsedi.
“Asıl komik olan ne biliyor musun ihtiyar?” Bir kahkaha attı.
“Tabi biliyorsun az değilsin sen, gençken de böyleydin, hoş bedenin küflense de ruhun dipdiri.” kendine sus işareti yaparken kıkırdamaya devam etti. Pembe ceketini düzeltirken bembeyaz olan saçlarını da hafifçe kabarttı. Salondaki büyük yemek masasına geçerken yalnızlığıyla tekrar yüz yüze geldi. Duvardaki antika saate baktığında çocuklarının görev bilinciyle onu arayacakları saatin gelmek üzere olduğunu gördüğünde yüzü düştü yine. O konuşmalara inanacak hiçbir vaatlerinin gerçekleşmediğine yine şahit olacaktı. İşte tam o anda geldi kalp krizi ve Perihan yıllarca kocaman kalabalıkları ağırlayan o masada yapayalnız verdi canını...
“Ne kadar dramatik bir hikâye değil mi? Şu klavyenin başında oturan ve tüm bu zırvaları yazan kişiyi görüyor musunuz? Hikâyenin aslının bu kadar dramatik olmadığını çok iyi biliyorum ve size anlatacağım. Evet yalnız başıma can vermiş olabilirim. Kendi bedenime dışardan baktığımda kısa süreli bir şok geçirdiğim doğru ama bir de iyi tarafından bakalım. Hayalet olmuştum. O hayırsız uçkur düşkünü oğluma musallat olacağım, alkolik kızımı da unutmayalım lütfen.”
Birkaç gün sonra;
“Şu kapıdan giren elinde evrak çantası taşıyan suratsız adamı görüyor musunuz? Kendisi benim avukatım biraz sonra evlatcağızlarıma mirasımı açıklayacak. Hehe, yüzlerindeki ifadeyi görmek için sabırsızlanıyorum.
-Ekrem Bey ve Nalan Hanım öncelikle başınız sağ olsun. Anneniz Perihan Hanım’ın mirasını açıklamak üzere buradayım.
“Kızımın yalandan ağlayışlarına da bakın içim parçalandı. Bir dakika şu üstündeki broş benim antika broşum mu yoksa? Gözün çıksın Nalan,ben hayattayken de onda gözün vardı zaten.”
-Anneniz tüm mal varlığını kedisi Şeniz’e bıraktı kedisinin ölmesi ihtimalinde de tüm mal varlığı çeşitli kurumlara bırakılacak. Miras evraklarını vereyim inceleyin.
“Perihan bir evlatcağızlar sıfır şunların haline
bakın nasılda mort oldular! Hele Ekrem nasılda bas bas bağırıyor
öyle. Böğürme evladım hiçbir şey öğretmedim mi ben
sana, Nalan’ın yalandan bayılmalarına da bakın hele keyfim yerine geldi
doğrusu. Bundan sonrası onlara nasıl musallat olacağımla ilgili hayal gücüme
kalmış durumda. Size söylemiştim şu gözlüklünün anlattığı kadar dramatik bir
hikaye yok demiştim. Ama siz yine de ona inanmayı seçerseniz kim bilir belki
bir gün size de musallat olurum.”

Yorumlar