Meryem
“Maalesef kanser tüm organlarınıza yayılmış..”
Sonrasını dinlemedim bile doktorum şanslıysam bir iki yıl
daha yaşayacağımı söylerken yüzünde hiçbir duygu kırıntısı yoktu, bunu binlerce
kez yaptığı belliydi.
Ölüyordum! Perde kapanacak, seyirciler dağılacak, figüranlar
başkalarının yaşamlarında yeni roller edineceklerdi. Peki ben hiç bu yolcukta
gerçek anlamda başrolde olabilmiş miydim? Küçükken bebeklerime kurduğum o
senaryolarda her şey güllük gülistanlıktı, o pembe dünyada belki gerçekten
başrol olabilirdim. En başta bana çok korkutucu gelen bu gerçek artık o kadar da
korkutucu gelmiyordu. Yirmi iki yıldır hiç durmadan koşmuştum, ayağıma yapışan
zift parçalarından kurtulmaya çalışken bir yandan da herkesi mutlu etmekle o
kadar meşguldümki nefes almayı bile unutmuştum.
Ben kimdim? İsmi Meryem olan binlerce kadından ne farkım
vardı benim… Kalabalığın içinde ki o
yalnızlıkta debelenip durmuş battıkça dibe batmıştım. Kuliste oturmuş seyirci karşısına çıkmaya hiç
cesaret edememiş hep sıramı beklemiştim. O sıra, nihayet bana gelmişti
anlaşılan. Babamın ölüm haberimi aldığında yalandan kahrolacağını o büyük
tiratlarını atacağını biliyordum. Annemin timsah gözyaşları sel olup akacaktı,
insanlar onları teselli ederken onların beni on altımda kapıya attıklarını,
öğretmenimin beni ellerinden zor aldığını kimse umursamayacaktı. Bu kimsesizliğin içinde cenazemi kaldıracak
biri olur muydu? Benim gibi biri için en iyi seçenek belediye olurdu herhalde o
işlemlerle uğraşacak biri bulunur muydu acaba?
Köprüye vardığımda kendi kendime gülüyordum. Kendi cenazesini planlayan
kaç kişi vardır ki şu dünyada. Azımsanmayacak kadar çok mudur, yoksa bir elin
parmağını geçmeyecek kadar az mı? Belki de elime bir sihirli değnek geçmişti,
hiç bir şey için söz hakkım yokken, ölümümü planlayabilmek benim için büyük bir
hediye olurdu. Artık bu saçma sapan senaryoya istediğim sonu yazabilecektim, başarabilirsem
en azından etkileyici bir sona kavuşurdum. Küçük bir liste hazırlamalı hiçbir
detayı atlamamalıydım, böyle bir şansı bir daha yakalayamam. Bir kahkaha attığımda çevremden geçen insanlar
deliymişim gibi bakıyorlardı bana, onlarda olmayan bir güce sahiptim. Yaşamak
benim kararım değildi ama nasıl biteceği benim kararım olacaktı.
Bir şeye gerçekten sahip olabilmek için ondan gerçek anlamda
vaz geçmek gerektiği doğruydu. Bu senaryoda başrol olabilmek için vazgeçmek
yeterliydi. Anlaşılan sahip olabilmek o kadar da büyük bir meziyet değildi…

Yorumlar