Merde
Kafenin kapısının açılmasıyla soğuk havadan ürpererek
kahvemden bir yudum aldım. İçeri giren dört kadın da çok şık ve bakımlılardı,
tam karşımdaki masaya otururlarken ellerinde “Dört Çarpı Otuz Eşittir Sıfır”
isimli yeni yazdığım kitabı gördüğümde bende kitabımın arkasına gizlenip onları
izlemeye koyuldum. Bir zamanlar bende
onlardan biriydim...
Altı ay kadar önceydi. Her zamanki gibi yine erken gelmiştim,
ajandamı kurcalarken bir yandan da ufak ufak notlar alıyordum. Yoğun bir gün
olacaktı kızlarla kahvaltıyı hızlıca aradan çıkartıp editörümün verdiği notları
inceleyip düzeltmeleri halletmeliydim. Telefonuma gelen bildirimle işle ilgili
her şeyi bir kenara bırakıp İnstagram yorumlarıma cevap yazıp beğenililerimi
kontrol ediyorum. Hayat resmen burada
yaşanıyor, gerçek hayatın pekte gerçekliği kalmamıştı.
Kızlar masaya kurulup İnstagram profillerini güncellerken ben
de ajandamda son kontrollerimi yapıyorum.
“Cansın’cığım hala mı ajanda kullanıyorsun, telefonunu
kullanmasana ajandası var ne de olsa.”
Asiye bunu söylediğinde bana küçümseyici bir bakış atarken, onun okuldan
her şey için bir ajanda tutuğu günleri hatırlıyorum.
“Onu bunu bırakın da size bir fikir soracağım ben. Yeni bir
kitap fikrim var bir İnstagram fenomeni hakkında…” Hepsi heyecanla bana dönüyor.
“Fenomenimiz sahte bir profille oldukça fazla takipçi elde
etmiş ve bunu kamuflaj için kullanan bir katil olacak.” Mercan her zamanki
abartılı tavrıyla;
“Benden sana bir dost tavsiyesi olsun Cansın, senin gibi biri
için fazla büyük bir risk! Sonuçta artık otuz olduk ve elle tutulur bir mesleği
olmayan tek kişi sensin bu masada bildiğimiz kadarıyla hayatında biri de yok.
Yani güveneceğin kimse de yokken senin için oldukça büyük bir risk tatlım.
Bence sen o çok tutan pembe gözlüklü aşk romanlarını yazmaya devam etmelisin.”
“Mecan haklı ne
bileyim benim gibi Kurtaran falan olsan ufacık bir risk olurdu. Ama maalesef
değilsin tatlım, istersen seni Harun’un arkadaşlarından biri ile
tanıştırabilirim.”
“Aslında haklısın Asiye, Cengiz ile çok yakışabilirler ne
dersin?”
Ayşe’nin Asiye’ye katılan sözleriyle beynimden vurulmuşa
dönerken emin oluyorum. Bu karşımda
oturan kadınlar benim eski dostlarım değiller. Onlar birbirleriyle yarışmak
uğruna bir sürü saçmalık yapan insanlara dönüşeli çok oldu, bense bunu görmezden
gelmeyi seçen romanlarımdaki o saf kıza dönüşmüştüm.
“Peki. O halde size bir soru sorayım kızlar, sizin bu hayattaki başarılarınız ne? Hatta
siz cevap vermeden ben söyleyeyim... Önce senden başlayalım Asiye, grubumuzun
parlak yüzü, ünlü iş adamı Harun Kurtaran’ın güzeller güzeli eşi, Harun gerçekten de soyadına yakışır bir iş
yaptı seninle evlenerek yoksa o tefecilerden aldığın borcu nah öderdin şekerim.
Şimdi de sana taktığı boynuzlar belli olmasın diye cebine milyonlar koyuyor
sende oranı buranı şişirterek yüzünün içine sıçıyorsun.” Ayşe araya giriyor. “
Cansın sen…” hızla sözünü kesiyorum.
“Sana gelelim öyleyse Ayşe’ciğim. Sırf Asiye’nin gerzek
kocasını kıskandığın için onun ortağıyla evlenmek uğruna hamile kaldığını
unutmadık tatlım, üstelik adam seni sevmiyordu bile ama kabul edelim o alkolik
adamı evliliğe ikna etmek çok zor olmuş olsa gerek. Sende kocanın alışkanlığını
örtbas etmek uğruna İnstagram annesi oldun ama buda sana yetmemiş olacak ki
kızına takipçilerin artsın diye orijinal bir isim koymaya karar verdin ve Fransızcada ‘BOK’ demek olan “Merde” adını
koydun ve bunu insanlara “çiçek bahçesi” olarak yutturmaya çalışıyorsun. Sana gelince Mercan Hanım bir şey olmadığımı
iddia ederken senin ne olduğunu bilmeyi çok istedim ‘Ünlülerin Avukatı’ Mercan
Uslu güzel reklam peki o davaları alabilmek için o ünlülerin çoğu ile yattığını
eşleri biliyor mu? Bence boşanma avukatı
olmalıydın en azından senin için bir kurtarma planı olabilirdi.”
“Bana gelince yazdıklarım sadece aşk romanları değil, ki öyle bile olsa bu sizi hiç ilgilendirmez.
En azından ben sıfır olmamak uğuruna değerlerimi hiçe saymıyorum. Bu şekilde
yaşmaktan gayet memnun ama bence siz dönüp bir kendinize bakın bir şeyler olmak
uğruna sıfır bile olmayan sizsiniz çünkü! Al sana bir başarı, otuz yaşıma
geldiğimde bana yük olan arkadaşlarımdan bir bir kurtuldum.” Hızla eşyalarımı
alıp masadan kalkıp kafeden çıktım.
O zamanı hatırlayınca ufak bir kahkaha atıyorum, karşı masada
ki kızlar dönüp bana bakıyor gülümseyip yanlarına gidiyorum. “Sabahtan beri
sizi izliyorum yanlış anlamayın ama şu tartıştığınız kitabı ben yazdım. Gerçek bir hikayedir, eskiden benimde sizin
gibi bir arkadaş grubum vardı.” Cebimden kartımı çıkartıp uzatıyorum. “Yakında
filimi çıkacak sizi galada görmeyi çok isterim. Birinizin telefonunu alabilir
miyim? ” Kızlardan biri kartımı alırken diğeri hızlıca numarasını yazdığı
peçeteyi uzatıyor. “Kitaplarımızı imzalar mısınız” Kitaplarını imzalarken
gülümsüyorum.

Yorumlar